Hz. Ebû Bekir’in Sema Sırrı - 9 September 2008 - Blog - www.mesudum.ucoz.com
  Cuma, 2016-12-09, 8:42 AM


Main
Registration
Login
HOŞGELDİNİZ
Welcome Konuk | RSS  
Menü

Sizin Oylarınız
Sitemizi Nasıl Buluyorsunuz
Total of answers: 255

Main » 2008 » Eylül » 9 » Hz. Ebû Bekir’in Sema Sırrı
Hz. Ebû Bekir’in Sema Sırrı
0:40 AM
Hz. Ebû Bekir’in Sema Sırrı
 
 

Mekke’de bunca insan, bunca tüccar vardı. Efendimiz Kur’an’ın inzalinden önce de yalnız Hz. Ebû Bekir’le dosttu. Ara sıra gider, onun dükkânını şereflendirirdi. Hz. Sıddıyk Efendimiz de tüm insanlar arasında yalnız Efendimize hayrandı. Bu sır Elest’den gelen bir yakinlik hikmetiydi. Nitekim Efendimizin hane halkı dışındaki ilk mü’min olma şerefi Hz. Ebû Bekir efendimize nasib oldu. İslâmiyet’e girmesiyle birlikte tüm servetini davâ uğruna bitirdi. Halifelikten sonra bile bu dünyaya gözlerini kaparken borç içindeydi. Halim, nâzik ve nâzenin bir-hayattan gelmesine karşılık hainlerin vahşi saldırılarına uğrayarak defalarca dövüldü. Dövülürken de, servetini İslâm uğruna harcarken de gönül dünyasında zevkten zevke geçiyor, gönül semâsının hazzını yaşıyordu. Servetinin tamamen tükendiği günlerden birinde kızı Esma ile konuşuyordu:

— Esma, üç gündür açız, paramızın bittiğini kimse bilmiyor. Hiç değilse bir dost, dostluk yemeğine çağırsa, diyordu ki; bu sırada bir mü’min gelip o gün için bile yüklü bir para olan 150 dinar istedi. Hz. Ebû Bekir, Esma’nın şaşkın bakışları altında:

— Peki gidip dükkândan getireyim, dedi ve daha önce ticaret yaptığı bir yahudiden 150 dinar borç alıp geldi. Fakir mü’min sevinerek gidince Hazreti Esma dayanamayarak:

— Baba, her şeyin bittiğini neden söylemedin, dedi. Hz. Sıddıyk:

— Kızım, fakir bir mü’minin ümidini kırarak gönlünün incinmesine dayanamam, buyurdu. Ve sonra gönlündeki semâdan gelen bu raks Allah’ın o kadar hoşuna gitti ki, Allah: «Ona en güzel kaderi müyesser edeceğim» âyetini gönderdi. Ve öyle oldu; kızını Efendimize eş olma şerefiyle şereflendirdi ve bu dünyada bile Efendimizin yanında yatmak şerefine müyesser kıldı.

Yalnız Bilâl-i Habeşî’yi satın alarak ölümden kurtarması bile ölçülemeyecek kadar muhteşem bir sevab olduğu halde, hiç bir zaman kendini cennete lâyık görmez, Efendimize her yeni an bir önceki andan daha yakın olmak ister, bir türlü doyamazdı.
O çok iyi biliyordu ki, gönül bahçesi şen olmazsa dünya şen olmuş, neye yarar.

O gönül bahçesi ki, içinde yüceler yücesi evren incisi Fahr-i Kâinat Efendimizin sevgisi yok, içinde Allah aşkı yok; cehennem onun yanında sönük kalır. O gönül bahçesi ki, içinde güzeller güzeli, nurlar nuru, âlemlerin incisi Muhammed Mustafa (S.A.S.) hasreti, sevdası var ve orada Zât-ı Şahâne Allah aşkı ve coşkusu var; cennet yanında sönük kalır. Nitekim hicret mağarasının kapısında ölüm vardı. Fakat Hz. Sıddıyk cennetten ötede zevk âlemindeydi. Kader çizgisi ne olursa olsun gönüllerde semâ varsa o gönülde cennet zevki yaşanır.

Nitekim bu dünyaya gözlerini kaparken «Sakın borçlarımı Beytülmal’dan ödemeyin. Yakın dostlarım bir kısmını verir, kalan olursa onları âhirette öderim» buyurmuşdur. Bu sözlerin ardında İslâm için borçlanıp icabında o borçları öbür âlemde ödemenin hazzı yatmaktadır. Bunu anlamak, ancak gönül sevdasındaki raksı yaşamakla mümkündür. Mânâ ilimlerinde Hz. Ebû Bekir Efendimizin temsil ettiği Sıddıkıyet makamı işte böyle gönüllerin özündeki bir aşk-ı Muhammedî sırrıdır ve Aşk makamıdır.

Sehâ, verâ, hayâ gibi emsalsiz meziyetlerle süslenen Ebû Bekir Efendimizin gönlü, Fahr-i Kâinat Efendimizi görmediği gün hasretten öyle ezilirdi ki, tahammülü kalmazdı.

(Gönüllerde Sema, Damla Yayınevi)

Views: 424 | Added by: mesudum | Rating: 0.0/0 |
Total comments: 0
Only registered users can add comments.
[ Registration | Login ]
Foruma Giriş
Giriş:
Şifre:
 

Takvim
«  Eylül 2008  »
PzPztsSlÇrşPerCuCmrt
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930

Arama

Dost  Siteler

İstatistikler

Toplam Kullanıcı: 1
Konuk: 1
Kayıtlı: 0

Copyright MyCorp © 2016