<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel>
<title>Blog</title>
<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/</link>
<description>Blog</description>
<lastBuildDate>Thu, 27 Nov 2008 15:37:13 GMT</lastBuildDate>
<generator>uCoz Web-Service</generator>
<item>
<title>PENCERE KENARI</title>
<description><![CDATA[<font><font face="Lucida Handwriting, Cursive"><font size="5"><font color="#993366">PENCERE KENARI <br><br>&gt; Bu yaziyi okumaniz sadece 30 
saniyenizi alacak, ve sonunda hayata ve&nbsp; iliskilere bakis aciniz degisecek.!!! 
<br>&gt; ileri derecede hasta iki adam ayni hastane odasindaydilar. <br>&gt; 
Adamlardan birinin her ogleden sonra 1 saatligine oturmasina izin <br>&gt; 
veriliyordu, cigerlerindeki suyun suzulmesi icin. <br>&gt; Bu hastanin yatagi 
odadaki tek pencerenin tam yanindaydi.Diger hasta ise&nbsp; hep sirtustu yatmak 
zorundaydi. <br>&gt; Bu iki hasta saatlerce birbiriyle konusur, eslerini, 
ailelerini, <br>&gt; evlerini,islerini, askerlik anilarini, tatilde gittikleri 
yerleri&nbsp; anlatirlardi birbirlerine. <br>&gt; Pencerenin yanindaki hasta, her 
ogleden sonra oturmasina izin verdikleri&nbsp; saati diger hastaya pencereden 
gorebildiklerini anlatarak geciriyordu.Diger hasta hep bir sonraki gunu iple 
cekmeye basladi, disaridaki renkli&nbsp; ve hareketli dunyayi di...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-11-27-41</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-11-27-41</guid>
<pubDate>Thu, 27 Nov 2008 15:37:13 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>İ S L A M  T A R İ H İ</title>
<description><![CDATA[<DIV align=center><STRONG><FONT face=Georgia color=#009900 size=5>İ S L A M &nbsp; &nbsp;T A R İ H İ</FONT></STRONG></DIV>
<DIV align=center>&nbsp;</DIV>
<DIV align=center>
<P style="TEXT-ALIGN: center"><STRONG><FONT face=georgia color=#006600 size=5>Hz. YAKUB (a.s.)</FONT></STRONG> 
<DIV style="TEXT-ALIGN: left"><BR><FONT size=5>&nbsp;&nbsp; <FONT face="trebuchet ms,sans-serif">Kur'an'da adı geçen peygamberlerden biri. Ya'kûb (a.s)'ın soyu, İshâk (a.s) vasıtasiyle İbrahim (a.s)'a dayanmaktadır. O, İshak (a.s)'ın ve İshak (a.s) da İbrahim (a.s)'ın oğludur. Annesinin adı Refaka'dır. Kardeşi Ays ile beraber, ikiz olarak doğmuştur. Kardeşinin ardından doğduğu için ona Yakub denmiştir.&nbsp;</FONT><BR><FONT face="trebuchet ms,sans-serif">&nbsp;&nbsp; Ya'kub (a.s)'ın diğer bir adı da İsrail'dir. Kardeşi Ays'tan kaçarak dayısının yanına giderken gündüzleri saklanmış ve geceleri yürümüştür. Bundan dolayı kendisine İsrail denmiştir. Kelime olarak İsrail geceleyin (Allah'a) yürüyen demektir (et...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-11-19-40</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-11-19-40</guid>
<pubDate>Wed, 19 Nov 2008 05:27:50 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>ŞEYH VEFA HAZRETLERİ</title>
<description><![CDATA[<DIV>
<DIV align=center><I><STRONG><FONT color=#cc0000><FONT size=5>ŞEYH VEFA HAZRETLERİ</FONT> </FONT></STRONG></I></DIV>
<P><I><STRONG><FONT color=#990000>Fatih Sultan Mehmed Han, cihanlar dolu aşkın sahibiydi. Allah'ın veli kullarına karşı içinde muhabbet ırmakları çağlıyordu.. Hele mürşidi Akşemseddin'e bağlılığı dillerle anlatılacak gibi değildi..<BR>Ama gün geldi, Akşemseddin, İstanbul'u ve İstanbul'un Fatihini terk etti. Görevi devam ediyordu,Hakkı dileyenleri Hakka ulaştırmak amacıyla Allahu Teala'dan almış olduğu görevi yerine getirmek üzere Göynük'e gitti ve orada kaldı.. Kaldı ama, Fatih de onun hasretine dayanamıyordu.</FONT></STRONG></I> 
<P><I><STRONG><FONT color=#990000>O cihanlar aydınlatan yüce pir gitmiş, İstanbul kendisine dar gelmeye başlamıştı. Sıkılan gönlünü kim feyiz ırmaklarıyla dolduracaktı? Yalnızlığın ızdırabını nasıl çekecekti?.. <BR>Genç ve dirayetli hükümdar günlerce düşündü Koskoca bir imparatorluk Allah dostlarından uzak nasıl idare edilebilirdi. Onlar ...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-11-19-39</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-11-19-39</guid>
<pubDate>Wed, 19 Nov 2008 05:26:39 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>MEVLÂNA CELÂLEDDİN-İ RUMÎ HAZRETLERİ</title>
<description><![CDATA[<DIV>
<DIV align=center><FONT color=#cc6600 size=5><I><STRONG>MEVLÂNA CELÂLEDDİN-İ RUMÎ HAZRETLERİ </STRONG></I></FONT></DIV>
<P><I><STRONG>O ki; irfan semâsının yıldızı, hakikat ufkunun batmaz güneşi...<BR>O ki; aşk denizinin en parlak incisi, muhabbet kervanının başı, Hak dostlarının gözünün nûru...<BR>İç gözlerine ilâhî hikmet sürmesi çekilen ve bir ömür boyu okyanuslar gibi çağlayan eşsiz velî...</STRONG></I> 
<P><I><STRONG>Belh şehrinde cihan toprağına bir çiğ tanesi gibi düştü...Onun doğumu her tarafta çiçek bayramları gibi karşılandı. Aşk incisi Mevlâna, Hüseyin Celâleddin-i Hatibî'nin oğlu, Sultânü'l Ulemâ Muhammed Bahâeddin Veled'in sülbünden dünyaya geldi... Sanki bir top inciden meydana gelmiş, her azasından nur ve ışık fışkıran, bakışı insanın içini yakan ay yüzlü bir çoçuktu... </STRONG></I>
<P><I><STRONG>Çok sevdiği babasının vefatından sonra Mevlâna Hazretleri, kendisini tamamen ilim yoluna verdi. Gece ve gündüzlerini ibadetle zikirle ihya eden Mevlâna, Halep ve Şam'a ka...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-11-19-38</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-11-19-38</guid>
<pubDate>Wed, 19 Nov 2008 05:25:55 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>HAZRETİ HALİD BİN ZEYD</title>
<description><![CDATA[<DIV>
<DIV align=center><FONT color=#000066 size=5><I><STRONG>HAZRETİ HALİD BİN ZEYD <BR>(EYÜP SULTAN HAZRETLERİ) </STRONG></I></FONT></DIV>
<P><I><STRONG>O ki, İstanbul'un medâr-ı iftiharı, Nebîler Nebîsinin mihmendârı... </STRONG></I>
<P><I><STRONG>O ki; Sahâbîler sarayının meşhur sultanlarından ve Peygamberler Peygamberinin bağrı yanık sevdalılarından biri...</STRONG></I> 
<P><I><STRONG>Medine'de dünyaya gelen Hazret-i Halid Bin Zeyd, Allah Resûlü'nden duyduğu bir söz üzerine İstanbul surlarına kadar gelmiş ve beka âlemine orada göçmüştür. </STRONG></I>
<P><I><STRONG>Varlığın sebebi olan Cenâb-ı Peygamber (S.A.V) kâinatın merkezine îmân bayrağını dikmiş, insanları Rabbin birliğine davete başlamıştı...</STRONG></I> 
<P><I><STRONG>13 sene Mekke müşrikleriyle pençeleşen Allah'ın Resûlü, nihayet Yüce Hakk'ın emriyle Medine yollarına düştü. Kâinatın Efendisi Medine'ye girdikleri zaman gördüler ki; şehir cıvıl cıvıl kaynamakta ve insanlar saadetle taşmakta...</STRONG></I> 
<P><I><STRONG>G...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-11-19-37</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-11-19-37</guid>
<pubDate>Wed, 19 Nov 2008 05:25:04 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>GÖKLERİN ORDULARI</title>
<description><![CDATA[<DIV align=center><FONT face="Times New Roman, Times, serif" color=#663300 size=4><STRONG>GÖKLERİN ORDULARI</STRONG></FONT> </DIV>
<DIV align=center>&nbsp;</DIV>
<DIV align=center><STRONG><FONT face="Times New Roman" color=#663300 size=4>Günlerden bir gün,<BR>Göklerin ordularını göreceksin... Ayan, beyan...<BR>O zaman tanıyacaksın şehitleri,<BR>Evliyayı, bir bir..<BR>Bayrak bayrak açılacak önünde taburlar, alaylar<BR>Allah'a güveneceksin, çok güveneceksin...<BR>Çok şükredeceksin,<BR>Gözlerinde yaşlar dizi dizi...<BR>Çanakkale, İstiklal Savaşı, Kıbrıs...<BR>Her biri bir destan onlarla...<BR>Göklerin ordularıyla saf saf...<BR>Eğer savaşta günlerden bir gün<BR>Sana cennet gösterilirse, kalp gözüyle,<BR>Bilki veçhinin son savaşıdır bu...<BR>Şehadet şerbetini o gün içeceksin...<BR>Ve göklerin orduları,<BR>Seni de alacak saflarına şerefle...<BR>Ve şehit olmuş vücudun orada yatacak ıslak toprakta, mutlu...<BR>Yüzün, göğsün göklere dönük, ak pak...<BR>Gözlerinde bir tebessüm, sımsıcak...<BR>Rı...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-11-19-36</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-11-19-36</guid>
<pubDate>Wed, 19 Nov 2008 05:23:43 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>KALP KRİZİ VE SICAK SU</title>
<description><![CDATA[<div>
</div>
<div>
<p class="EC_EC_EC_MsoNormal"><b><br><br><img alt="" src="/image002.gif" align="" border="0"><br><br></b><b><span style="font-size: 18pt;">Kalp Krizi ve Sıcak Su 
<br></span>Bu çok güzel bir yazıdır. Sadece öğünlerden sonra sıcak su içme 
<br>konusuna değil kalp krizi risklerine de değinmektedir. <br>Çinliler ve 
Japonlar yemeklerinden sonra soğuk su değil sıcak çay içerler. <br>Belki biz de 
yemekten sonra sıcak bir şeyler içme alışkanlığımızı onlardan edindik. <br>Eğer 
yemeklerden sonra soğuk şeyler içiyorsanız bu yazı size <br>hitap ediyor. 
Yemekten sonra soğuk bir şeyler içmek sizi rahatlatabilir. <br>Ancak 
tükettiğiniz soğuk su katılaşarak yağlı bir madde haline döner ve <br>yavaş bir 
şekilde sindirilir. Bu asitli tepkime bozularak bağırsakta katı <br>maddelerden 
daha hızlı bir şekilde emilir. Bir kısmı bağırsağa yapışır. <br>Kısa bir süre 
sonra tamamen yağ haline döner ve kansere yol açar. <br>Yemekten sonra sıcak su 
veya çorba içmek en iyisidir. <br>Kal...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-11-14-35</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-11-14-35</guid>
<pubDate>Fri, 14 Nov 2008 15:38:26 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>NAMAZ</title>
<description><![CDATA[<p align="left"><font size="3"><strong>Ya Bedir Savaşına ne demeli:<br><br>Savaş hiç 
durulmuyordu aksine gittikçe kızgınlaşıyordu, bu arada ikindi vakti çıkmak 
üzereydi, ama kılacak zamanda yoktu müslümanların karşısında en az on 
katı&nbsp;düşman vardı, kenara çekilipte namaza duramazdın, ya da namazı 
kılmıyacaksın&nbsp;değil mi bence en kolayı bu...!?</strong><br></font></p>
<div align="left"><strong></strong>&nbsp;</div>
<div align="left"><font size="3"><strong><font color="#0000ff">Ya onlar ne yaptı 
Peygamberimiz 300 kişilik ordusunu ikiye ayırdı yarısı geriye çekildi, diğer 
yarısı daha ileri atıldı ve daha bir kuvvetle savaştı, ve geriye çekilenler 
Peygamberimizin imamlığında namazlarını kıldılar; bitince de diğerleri ile yer 
değiştirip onlar savaşmaya başladı diğerleri geri çekilip namazı eda 
ettiler.<br></font><br><font color="#ff0000"><u>Sence onların zamanı var mıydı 
?</u> </font></strong></font></div>
<div align="left"><strong></strong>&nbsp;</div>
<div align="left">...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-11-14-34</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-11-14-34</guid>
<pubDate>Fri, 14 Nov 2008 15:31:33 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>Yaşlı Babanın Oğluna Şevkati</title>
<description><![CDATA[80'ine merdiven dayamış yaşlı baba ile onu ziyarete gelen -45 yaşında ve saygın bir işi olan- oğlu salonda oturuyorlardı. Hal-hatırdan, çoluk-çocuktan, havadan-sudan sahbet ettikten sonra oğlu susmuş, ayrılmanın sinyalini vermişti. O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Yaşlı baba kargaya gülümseyerek biraz baktıktan sonra oğluna sordu: 'Bu ne oğlum?'<BR>&nbsp;<BR>Oğlu şaşkın, cevapladı: 'o bir karga baba.'<BR>&nbsp;<BR>Yaşlı baba kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu: 'Bu ne oğlum?'<BR>&nbsp;<BR>Oğlu daha da şaşkın, yine cevapladı: 'Baba, o bir karga'<BR>&nbsp;<BR>Karga hâlâ pervazda, komik hareketlerle başını sağa sola çeviriyor, başını yan yatırıyor, havaya bakıyor, sonra başını yine onlara çeviriyordu. Yaşlı baba üçüncü defa sordu: 'Bu ne?'<BR>&nbsp;<BR>Oğlunun şaşkınlığı sabırsızlığa dönmüştü: 'O bir karga baba, üç oldu soruyorsun. Beni işitmiyor musun?'<BR>&nbsp;<BR>Yaşlı baba dördüncü defa da sorunca oğlunun sabrı taştı ve ses...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-10-31-33</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-10-31-33</guid>
<pubDate>Fri, 31 Oct 2008 10:41:43 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>YIL 2060 ADLI MAKALE</title>
<description><![CDATA[<P class=EC_EC_EC_EC_EC_EC_EC_EC_EC_EC_EC_EC_EC_EC_EC_EC_MsoNormal style="MARGIN-BOTTOM: 12pt" align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt; COLOR: #ffd700"><STRONG>yıl 2060</STRONG></SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt; COLOR: #ffd700"></SPAN></P>
<BLOCKQUOTE style="MARGIN-BOTTOM: 5pt; MARGIN-RIGHT: 0cm">
<BLOCKQUOTE style="MARGIN-BOTTOM: 5pt; MARGIN-RIGHT: 0cm">
<BLOCKQUOTE style="MARGIN-BOTTOM: 5pt; MARGIN-RIGHT: 0cm">
<BLOCKQUOTE style="MARGIN-BOTTOM: 5pt; MARGIN-RIGHT: 0cm">
<BLOCKQUOTE style="MARGIN-BOTTOM: 5pt; MARGIN-RIGHT: 0cm">
<BLOCKQUOTE style="MARGIN-BOTTOM: 5pt; MARGIN-RIGHT: 0cm">
<BLOCKQUOTE style="MARGIN-BOTTOM: 5pt; MARGIN-RIGHT: 0cm">
<BLOCKQUOTE style="MARGIN-BOTTOM: 5pt; MARGIN-RIGHT: 0cm">
<BLOCKQUOTE style="MARGIN-BOTTOM: 5pt; MARGIN-RIGHT: 0cm">
<P class=EC_EC_EC_EC_EC_EC_EC_EC_EC_EC_EC_EC_EC_EC_EC_EC_MsoNormal><EM><B><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt; COLOR: #ffd700">kızım 18,</SPAN></B></EM><B><I><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt; COLOR: #ffd700"><BR><BR></SPAN></I></B><SPAN...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-10-22-32</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-10-22-32</guid>
<pubDate>Wed, 22 Oct 2008 10:57:46 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>Hayat ne gzel</title>
<description><![CDATA[<P><A href="/Hayat_Ne_Guzeldir.pps">/Hayat_Ne_Guzeldir.pps</A></P>]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-16-31</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-16-31</guid>
<pubDate>Tue, 16 Sep 2008 12:11:41 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>Sehitlerim slayt</title>
<description><![CDATA[<P>İzlerken kanınız donacak </P>
<P>&nbsp;</P>
<P>&nbsp;</P>
<P><A href="/Sehitlerim.pps">/Sehitlerim.pps</A></P>]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-16-30</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-16-30</guid>
<pubDate>Tue, 16 Sep 2008 12:10:31 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>........... ve daha niceleri</title>
<description><![CDATA[<STRONG><FONT color=#0000ff size=3>Yıl 2025, kızım 18, ben 47 yaşındayım...<BR><SPAN>&nbsp;</SPAN>'Baba bizim bayrağımızda sizin zamanınızda Ay-yıldız&nbsp;&nbsp; varmış, neden<BR><SPAN>&nbsp;</SPAN>şimdi haç işareti ve anlamını bilmediğim renkler var? <BR><SPAN>&nbsp;</SPAN><BR><SPAN>&nbsp;</SPAN>2 arkadaş okulda tavan arasında eski bir atlas bulmuştuk,o atlasta<BR><SPAN>&nbsp;</SPAN>gördük daha önce Edirne'den Kars'a kadar Türkiye toprağı imiş, şimdi neden<BR><SPAN>&nbsp;</SPAN>o haritanın 1/5'ine Türkiye diyoruz?<BR><SPAN>&nbsp;</SPAN><BR><SPAN>&nbsp;</SPAN>Eskiden her mahallede 1-2 cami varken, şimdi neden her ilde bir cami<BR><SPAN>&nbsp;</SPAN>var, dedem bahsetmişti daha önce ezan denen bir şey varmış, günde 5 defa<BR><SPAN>&nbsp;</SPAN>camilerden okunurmuş, şimdi bu çan sesleri ne baba?<BR><SPAN>&nbsp;</SPAN><SPAN>&nbsp;</SPAN><BR><SPAN>&nbsp;</SPAN>Filistinlilerin, zamanında topraklarını parça parça satarak İsrail'in<BR><SPAN>&nbsp;</SPAN>kurulmasına sebep olduklarını hiç mi bi...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-16-29</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-16-29</guid>
<pubDate>Tue, 16 Sep 2008 12:07:57 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>Bu işkenceler kanınızı dondurur</title>
<description><![CDATA[<SPAN style="FONT-SIZE: 14pt; COLOR: #ff0000">12 Eylül döneminin inanılmaz işkence yöntemleri kanınızı donduracak. İşte akıllara durgunluk veren işkence yöntemleri;<BR></SPAN><BR><SPAN style="FONT-SIZE: 14pt; COLOR: #ff4500"><B>Gazeteci Oğuz Güven'in 78 kuşağını anlattığı "Zordur Zorda Gülmek" adlı kitabında insanın kanını donduran işkence yöntemleri anlatılıyor.</B><BR></SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 14pt; COLOR: #daa520"><SPAN style="COLOR: #daa520">12 Eylül 1980 darbesinin öncesi ve sonrasında "78 kuşağı" diye adlandırılan gençlerin yaşadığı trajikomik gerçek öykülerin yer aldığı kitap yeni öykülerle genişliyor.</SPAN><BR><BR><SPAN style="COLOR: #daa520">3. Baskısını yine 12 Eylül'ün yıldönümünde yapan kitapta, bu kez Diyarbakır Cezaevi'nde uygulanan işkence yöntemleri de tüm ayrıntılarıyla anlatılıyor.</SPAN><BR></SPAN><SPAN style="COLOR: #daa520"><BR><SPAN style="FONT-SIZE: 14pt; COLOR: #daa520">İşte, <B>Diyarbakır Cezaevi Gerçeğiyle Yüzleşme Araştırma ve Adalet Komisyonu raporunda...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-13-28</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-13-28</guid>
<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 05:43:16 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>AŞK DUASI</title>
<description><![CDATA[<P>Rabbim<BR>Bir insan koy kalbime<BR>Ama o insan senin de sevdigin olsun</P>
<P>Ve bana öyle bir insan sevdir ki<BR>O insanin kalbi seninle sevisen bir mabed olsun.<BR>Beni öyle bir insanla bulustur ki benden önce,<BR>Onunla bulusmus olan sen olasin<BR><SPAN id=more-7797></SPAN><BR>Onunla el ele tutustugumuzda<BR>İkimizin uzerinde senin elin olsun</P>
<P>Bana öyle gözler göster ki<BR>Ben o gözlerden sana bakayim</P>
<P>Bana öyle bir sevgili ver ki<BR>O gözler cennete acilan iki pencere olsun</P>
<P>Onunla oyle bir yolda yürüyelim ki<BR>Kilavuzumuz sen olasin ey Rabbim</P>
<P>Oyle bir sevgili ver ki bana<BR>Ona sarildigimda kainat bize baksin<BR>Birbirine sarilsin</P>
<P>Sevgimiz kurtla kuzulari baristirsin<BR>Bize bakip seytan Adem’e secde etsin<BR>Günah sevap ugruna kendini feda etsin<BR>Ölüler birer birer uyansin sevgimizle</P>
<P>Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim!<BR>Sevgimizde Muhammed (s.a.v.)&nbsp;sevilsin</P>
<P>Oyle sevelimki birbirimizi<BR>Hz. Hatice göklerden bize seslensi...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-10-27</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-10-27</guid>
<pubDate>Wed, 10 Sep 2008 09:31:39 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>Astsubayın dehşet itirafları</title>
<description><![CDATA[<DIV align=center><STRONG><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt">Astsubayın dehşet itirafları</SPAN></STRONG></DIV>
<DIV align=center><STRONG><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt">&nbsp;</SPAN></STRONG></DIV>
<DIV align=center><STRONG><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt">&nbsp;</SPAN></STRONG></DIV>
<DIV align=center><STRONG><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt">
<DIV class=entry>
<P><STRONG>“Yakalanan PKK’lıyı helikopterden attılar. Özel harekâtçı polis PKK’lı bir kadının ölüsüne tecavüz etti.”Eski Astsubay Çakan isim, tarih ve yer vererek bunları kitabında yazdı ama, dava ona açıldı.</STRONG></P>
<P>Eski Astsubay Kasım Çakan, Doğu ve Güneydoğu’da görev yaptığı sırada şahit olduğu faili meçhul cinayetleri bir kitapta topladı. Çakan’ın kitabının ihbar kabul edilmesini isteyen yayıncısı Mehdi Tanrıkulu, cinayetlerde adı geçen asker ve polislerin yargılanması için suç duyurusunda bulundu. Ancak Çakan ve yayıncısı Tanrıkulu hakkında dava açıldı.</P>
<P><STRONG>ASTSUBAYKEN ER OLMAK</STRONG></P>
<P>Doğu ve Güneydoğu’da as...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-26</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-26</guid>
<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 20:53:27 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>Atatürk’ün hazırlattığı belgesel neden yıllarca sansürlendi?</title>
<description><![CDATA[<H1 align=center>Atatürk’ün hazırlattığı belgesel neden yıllarca sansürlendi?</H1>
<DIV align=center>&nbsp;</DIV>
<DIV align=center>
<P><STRONG>SANSÜRLENEN BELGESEL!</STRONG><BR>Gazetelerde şöyle bir haber vardı:<BR>“Sansürlü belgesel Köşk’ün sitesinde!”<BR>“Bu da nereden çıktı?” deyip, başladım haberi okumaya.<BR>“Olayın özeti” şu şekildeydi:<BR>“Atatürk’ün isteğiyle Rus yapımcılar tarafından çekilen, 1969′da “Komünizm propagandası yapılıyor” diye TRT’de yasaklanan ‘Türkiye’nin Kalbi Ankara’ belgeseli, çankaya Köşkü’nün internet sitesinde yayınlanıyor”<BR>Haberin ayrıntısı da şöyleydi:<BR>“Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, çankaya Köşkü’nde bir ilke daha imza attı. Atatürk’ün isteği üzerine Cumhuriyetin 10. yılı dolayısıyla Rus yapımcılar tarafından çekilen ancak 1969 yılında TRT’de gösterildiği sırada dönemin TRT Genel Müdürü Adnan öztrak tarafından gece baskınıyla yayından apar topar kaldırılan “Türkiye’nin Kalbi Ankara” belgeseli, çankaya Köşkü’nün internet sitesinde yayınlanmaya başland...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-25</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-25</guid>
<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 20:51:54 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>Nutuk’tan sınıfta kaldık</title>
<description><![CDATA[<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt">Nutuk’tan sınıfta kaldık</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt">&nbsp;</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt">&nbsp;</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt">&nbsp;</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt">
<P>NUTUK ilk yayınlandığı 1927 sonlarından itibaren Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi ideolojisini belirleyen en temel metin olarak zikredilmiş, kendisinden sık sık örnekler verilmiş ve adı Atatürk ve Cumhuriyet ile birlikte anılan ana kitap olarak kabul edilmiştir.</P>
<P>Gelin görün ki, 80 yıl sonra bile bu temel metin hálá yanlışsız ve eksiksiz bir şekilde yayınlanabilmiş değil. Çünkü Nutuk talihsiz bir dönemde, yani harf devriminden bir yıl önce yayınlanmış, devrim yapılınca Nutuk da sakıncalı ve yasaklı bir kitap sayılmıştır. Ve Cumhuriyet nesli, Nutuk’u okuyabilmek bahtiyarlığına altı yıl sonra erebilmiştir. Ne yazık ki 1934’te yapılan Latin harfli il...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-24</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-24</guid>
<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 20:50:46 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>Mehmet Akif’in yakılan Kur’an Meâli</title>
<description><![CDATA[<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt">Mehmet Akif’in yakılan Kur’an Meâli</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt">&nbsp;</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt">
<P>Mehmet Akif, her şeyden önce “Kur’an şairi”dir. Çünkü Akif, bütün hayatı boyunca bir insan, bir fikir, bir mücadele ve aksiyon adamı olarak Kur’an’dan hiç kopmadı, bütün kalbiyle Kur’an’a bağlı kaldı. Madden ve mânen Kur’an ile birlikte yaşadı. Zira o, Kur’an’a inanmıştı, Kur’an’lı bir evde doğdu, cami kürsülerinde hep Kur’an ile konuştu. Vaazları hep Kur’an ayetlerinin tefsiri şeklindedir. Balıkesir, Kastamonu, Eskişehir, Burdur, Afyon, Antalya ve Konya’da halka hep Kur’an’la konuştu. Dolayısıyla Milli Mücadele’nin ateşini Kur’an ile yaktı. Böylece Akif, cami ile cephe arasında sağlam bir köprü kurdu. Akif’in Kur’an ile başlayan hayatı, yine Kur’an’la sona erdi. Son nefesini verirken, bir yandan da Hafız Necati’nin okuduğu Kur’an’ı dinlemekteydi. Ölünce de “Kur’an sesleri...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-23</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-23</guid>
<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 20:48:38 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>İnsanlığın iftihar tablosu’nun hayat kronolojisi</title>
<description><![CDATA[<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt">İnsanlığın iftihar tablosu’nun hayat kronolojisi</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt">&nbsp;</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">
<P><STRONG>571</STRONG>: Rebiülevvel ayının 12′nci gecesi (20 Nisan) Efendimiz (sas) dünyayı şereflendirdi.</P>
<P><STRONG>575:</STRONG> Süt annesi Halime Hatun, Allah Resulü’nü annesi Hz. Amine’ye teslim etti.</P>
<P><STRONG>577 :</STRONG> Efendimiz, Mekke ile Medine arasındaki Ebva Köyü’nde annesini kaybetti. Dedesi Abdülmuttalib Efendimizi himayesi altına aldı.</P>
<P><STRONG>579 :</STRONG> Abdülmuttalib ahirete göç etti. Efendimiz, amcası Ebu Talib’in yanında kalmaya başladı.</P>
<P><STRONG>583 :</STRONG> Amcası Ebu Talib’le ticaret maksadıyla Şam’a gitti. Burada Rahip Bahîra Allah Resulü’nün beklenen son peygamber olduğunu keşfetti.</P>
<P><STRONG>590 :</STRONG> Hilfu’l-Füdul (Faziletliler Antlaşması) cemiyetine iştirak etti.</P>
<P><STRONG>591 :</STRONG> Ti...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-22</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-22</guid>
<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 20:47:00 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>Aziz Efendi</title>
<description><![CDATA[<DIV align=center><STRONG><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt">Aziz Efendi</SPAN></STRONG></DIV>
<DIV align=center><STRONG><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt">&nbsp;</SPAN></STRONG></DIV>
<DIV align=center><STRONG><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt">&nbsp;</SPAN></STRONG></DIV>
<DIV align=center><STRONG><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt"><BR></SPAN></STRONG></DIV>
<DIV align=center><STRONG><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt">&nbsp;</SPAN></STRONG></DIV><STRONG><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt">
<H1 align=center>Hz. Peygamber yaşantısı</H1>
<DIV class=descr align=center>Ağustos 25, 2008 </DIV>
<P class=entry align=center>Sadelik ve samîmiyet, Rasûl-i Ekrem Efendimizin yüksek seciyesinin (karakterinin) başlıca iki vasfını teşkil ederdi. Peygamberimiz gayet sade yaşar, gayet sade giyinir, gayet sade yemekler yerdi. Bulduğunu yer, bulduğunu giyer, yer üstünde oturmaktan çekinmezdi.</P>
<P class=entry align=center>Her şeyde sadeliği tercih ederdi. Kendisine güzel bir yemek verilse ona iştirak eder fakat, umumî olarak, bir t...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-21</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-21</guid>
<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 20:44:15 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>Hz. Ebû Bekir’in Sema Sırrı</title>
<description><![CDATA[<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt"><STRONG>Hz. Ebû Bekir’in Sema Sırrı</STRONG></SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">&nbsp;</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">&nbsp;</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">
<DIV class=entry>
<P>Mekke’de bunca insan, bunca tüccar vardı. Efendimiz Kur’an’ın inzalinden önce de yalnız Hz. Ebû Bekir’le dosttu. Ara sıra gider, onun dükkânını şereflendirirdi. Hz. Sıddıyk Efendimiz de tüm insanlar arasında yalnız Efendimize hayrandı. Bu sır Elest’den gelen bir yakinlik hikmetiydi. Nitekim Efendimizin hane halkı dışındaki ilk mü’min olma şerefi Hz. Ebû Bekir efendimize nasib oldu. İslâmiyet’e girmesiyle birlikte tüm servetini davâ uğruna bitirdi. Halifelikten sonra bile bu dünyaya gözlerini kaparken borç içindeydi. Halim, nâzik ve nâzenin bir-hayattan gelmesine karşılık hainlerin vahşi saldırılarına uğrayarak defalarca dövüldü. Dövülürken de, servetini İslâm uğruna harcarken de ...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-20</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-20</guid>
<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 20:40:05 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>Kerbela bir ihanet öyküsüdür</title>
<description><![CDATA[<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">Kerbela bir ihanet öyküsüdür</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">&nbsp;</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">
<DIV class=entry>
<P>Kerbela olayını anlamak için daha önceki bazı gelişmelere bir göz atmak gerekir: Hz.Hasan’ın 49/669 yılında vefatından kısa bir süre sonra Hz. Muaviye, oğlu Yezîd’i veliaht olarak halka kabul ettirmek için çalışmalara başladı. Yaklaşık beş yıl süren çalışma sonunda Yezîd’in veliahtlığı, halkın büyük bir kesimi tarafından benimsendi. Yezîd’in veliaht tayin edilmesine karşı en ciddi muhalefet, Hicâz’daki muhalefetin önemli isimleri Hüseyin b. Ali, Abdullah b. Zübeyr, Abdullah b. Ömer ve Abdurrahman b. Ebi Bekir’di. Bunlar, ilk Müslümanların çocukları olarak, Hz. Peygamber dönemini de idrak eden, yaşadıkları devrin önemli şahsiyetleriydi.</P>
<P>Yönetimin gayretleri, Yezîd’in 56/676 yılında veliaht olarak resmen kabul edilmesiyle sonuçlanmıştır. Biat etmek istemeye...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-19</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-19</guid>
<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 20:38:35 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>İlk Türk ne zaman müslüman oldu?</title>
<description><![CDATA[<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">İlk Türk ne zaman müslüman oldu?</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">&nbsp;</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">
<DIV class=entry>
<P>İslâm dini Hz. Muhammed aleyhisselâm tarafından milâdi 610 yılında tebliğe başlandığına göre Türklerin İslâm dini ile tanışması ve onu benimsemesi arasında neredeyse 350-400 yıl var demektir. Lâkin ilk Türk’ün İslâm’a girişi ile Peygamberimizin İslâm’ı tebliğ ettiği yıl, aynı, yani milâdi 610’dur. Evet, bir Türk İslâm’ın Mekke döneminde Hz. Muhammed’in dâvetine evet demiş ve azılı İslâm düşmanı Ebu Cehil’in çok ağır işkencelerine maruz kalmış ve nihayet yine o pis Ebu Cehil’in bağrına sapladığı mızrağı ile şehit olmuştur. Ve İslâm’ın ilk şehidi işte Bu Türk evlâdıdır. Allah (c.c.) katında şehitlerin durumunu bu dini az buçuk bilenler bilir ve Allah kendisi için İslâm kimliği ile ilk şehit olanın bir Türk evladı olmasını murat etmiştir. Siz siz olun gazilik v...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-17</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-17</guid>
<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 20:28:08 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>1 litre yağ bir milyon yeraltı suyuna bedel</title>
<description><![CDATA[<DIV align=center>1 litre yağ bir milyon yeraltı suyuna bedel</DIV>
<DIV align=center>&nbsp;</DIV>
<DIV align=center>
<P>Tarsus Belediyesi ile Alternatif Enerji ve Biyodizel Üreticileri Birliği (ALBİYOBİR) tarafından “Bitkisel Atık Yağların Kontrolü” konulu seminer gerçekleştirildi. Seminerde konuşan Kimyager Canan Eser, lavaboya dökülen bir litre bitkisel yağın 1 milyon litre yer altı suyunu kirlettiğine dikkat çekti. Çok fazla kullanılan kızartmalık yağlarda polar maddenin arttığını ve bu polar maddenin insan vücudunda kansere yol açtığını anlatan Eser, çok kullanılmış ve polar seviyesi yüzde 25′in üzerine çıkmış yağların yemeklerde kullanımının mutojenik etkilerinin de görülerek insan DNA’sında bozulmalara ve insan fiziki yapısında değişimlere sebep olduğunu kaydetti.</P>
<P>Kızartma yapılan yağın bekletilerek yemeklerde kullanılmasının son derece yanlış olduğunu ifade eden Eser kızartmalarda çok fazla yağ kullanılmaması tavsiyesinde bulundu.</P>
<P>“Yapılacak kızartma miktarına gör...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-16</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-16</guid>
<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 20:20:38 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>Sağlığımız ve deterjanlar</title>
<description><![CDATA[<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">Sağlığımız ve deterjanlar</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">&nbsp;</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">
<P>Bize dayatılan Yaşam Tarzında olmazsa olmazların arasına sokulan Deterjanlar nedir? Çevre ve insan sağlığına getirdiği riskler nelerdir? Bu riskleri enaza indirmek için neler yapılabilir?</P>
<P>Çamaşırda, bulaşıkta, vücut ve çevre temizliğinde yaygın olarak kullanılan bu kimyasallar üzerinde, uzun uzun düşünmek zorunda olduğumuzu hatırlatmak istiyoruz.</P>
<P>Prof. Dr. İsmet Dökmeci’in bu konuda yazmış olduğu bir makalede söyledikleri çok önemli:</P>
<P>“İnsan ve diğer canlıların yaşam ortamı olan su, hava ve toprağın endüstriyel teknolojinin gelişmesine paralel olarak çeşitli sentetik maddeler ve diğer toksik atıklarla hızla kirlenmeye yüz tutması daha şimdiden Dünyanın bir çok yöresini yaşanmaz duruma getirmiştir. Çevreyi koruyucu önlemler almadan gelişi güzel sanayileşen ülkeler...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-15</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-15</guid>
<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 20:19:25 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>Çevreciler ne kadar dürüst?</title>
<description><![CDATA[<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">Çevreciler ne kadar dürüst?</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">&nbsp;</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">
<P>Başbakan Tayyip Erdoğan, 23 Ağustos günü Rize’nin İkizdere ilçesi Ilıca köyünde düzenlenen “2. Dünya Rizeliler Günü Kültür ve Sanat Etkinlikleri”nde yaptığı konuşmada, yapılması plânlanan “Hidroelektrik santralleri” konusunda gelişmeler olduğunu, ancak İkizdere’den “bazı sesler” geldiğini belirterek şöyle konuşuyordu:</P>
<P>“Bize kızmasınlar, hatalar olabilir. İleride daha iyi göreceksiniz. Halkımızın karanlıkta kalmasını istemiyoruz, aydınlıkta olmasını istiyoruz. Doğalgaz çevrim santrallarının maliyeti çok çok yükseldi. Hidroelektrik santrallarla bunun yarısına, belki daha da aşağısına bunları elde etme imkânı var. 17-18 cente enerji elde etmenin bedelini kim ödüyor, halkımız ödüyor. 5 sene tahammül ettik, artık edemiyoruz.”</P>
<P>Ve devam ediyordu: Dünyanın değişik yerlerinde...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-14</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-14</guid>
<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 20:18:21 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>Tarihi şehir Hasankeyf</title>
<description><![CDATA[<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">Tarihi şehir Hasankeyf</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">&nbsp;</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">&nbsp;</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">“Hz. İsa’dan önceki 8. ve 9’cü Yüzyıllarda en eski şehri buluyoruz. Daha sonra Roma döneminde bugün kale başı olarak bilinen daha sonra Artuklular döneminde iç kale haline getirilen kaya kitlelerinin bulunduğu alanda bir garnizon görüyoruz. Romalılar burayı askeri üs olarak kullanmışlar. Ortaçağ dünyasının başlangıcında çok silik de olsa Süryanileri görüyoruz. Ondan sonra Artuklular dönemi geliyor. 11, Yüzyılın sonralı ile 12. Yüzyılın başlarından 14. yüzyıla kadar Artukoğulları ve Eyyübileri görüyoruz. Bu iki uygarlık, Hasankeyf’e ortaçağ dünyasında dirliği, canlılığı, sanatı ve zenginliği getiren uygarlıklardır. Bu çok az bilinir. Bu iki uygarlık halkının yaşadığı esas şehir 1966 yılından itibaren müteahhidin yeni şehrin...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-13</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-13</guid>
<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 20:09:52 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>Qin Shihuang Mezarlığı</title>
<description><![CDATA[<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">Qin</SPAN><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">Shihuang Mezarlığı</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">&nbsp;</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">&nbsp;</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">&nbsp;</SPAN></DIV>
<DIV align=center><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt">
<P align=center>&nbsp;</P>
<P>Dünyanın en ilgi çekici imparator mezarı olarak kabul edilen, yaklaşık 2 bin yıl önce Çin tarihinin en önemli kişiliklerinden biri olan İmparator Qin Shihuang tarafından inşa ettirilmiş olan ve Dünyanın 8. Harikası olarak tanımlanan müzenin diğer adı imparatorun ismini taşıyan Qin Shihuang Mezarlığıdır.</P>
<P>Mezarı yaptıran Qin (M.Ö 259-M.Ö 210), Çin feodal toplumunun ilk imparatoruydu. Çin’i birleştiren ilk hükümdar olan Shihuang döneminde Çin siyasal güçlenme aşamasına başlamıştır.O zamanlar imparatorlar kendileri için lüks mezarlar hazırladıklarından, Qing Shi huang da daha 13 yaşınday...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-12</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-12</guid>
<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 20:08:41 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>Haman Kur’an’ın mucizesi oldu</title>
<description><![CDATA[<DIV align=center><A title="Permanent Link to Haman Kur’an’ın mucizesi oldu" href="http://www.arastiralim.com/haman-kuranin-mucizesi-oldu" rel=bookmark><SPAN style="FONT-SIZE: 18pt; COLOR: #dad565"><STRONG>Haman Kur’an’ın mucizesi oldu</STRONG></SPAN></A></DIV>
<DIV align=center>&nbsp;</DIV>
<DIV align=center>&nbsp;</DIV>
<DIV align=center>&nbsp;</DIV>
<DIV align=center>&nbsp;</DIV>
<DIV align=center>
<P>Kur’an’da Firavun’la birlikte adı geçen kişilerden biri “Haman”dır. Haman, Kur’an’ın 6 ayrı ayetinde, Firavun’un en yakın adamlarından biri olarak zikredilir. Buna karşılık Tevrat’ta Hz. Musa’nın hayatını anlatan bölümde değil de ondan yaklaşık 1100 sene sonra yaşamış ve Yahudilere zulmetmiş bir Babil kralının yardımcısı olarak geçer. Bunu gören oryantalistler “İşte Kur’an’da hata bulduk!” diye sevinirler. Ancak bu sevinçleri Mısır hiyeroglif yazısının çözülüp, eski Mısır yazıtlarında “Haman” isminin bulunmasıyla yarıda kalır. Eski Mısır dilinde yazılmış hiyeroglif kitabeler 18′inci yü...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-10</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-10</guid>
<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 20:05:39 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>Çemberlitaş hazinesi var mı?</title>
<description><![CDATA[<DIV align=center>Çemberlitaş hazinesi var mı?</DIV>
<DIV align=center>&nbsp;</DIV>
<DIV align=center>
<P>İstanbul’un simgelerinden biri olan Çemberlitaş’ta yapılan restorasyon çalışmaları, yıllardır saklı kalan bilgileri de gün ışığına çıkardı. Pek çok tarihi kaynakta, İmparator Konstantin’in annesi Helena tarafından Kudüs’ten getirilen çok sayıda kutsal emanetin ve Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği haçın Çemberlitaş’ın altında yer alan odaya koydurduğu belirtiliyordu.</P>
<P>Konuyla ilgili oluşturulan uzman bir heyet tarafından yapılan arkeolojik tetkikler ve radyo dalgaları sonucunda elde edilen grafikler sayesinde, çemberlitaş altında bulunan odaların resmi çizildi.</P>
<P>Kutsal Kase’nin bir efsane olduğunu, ancak bu isim altında Hristiyanlığa ait kutsal sayılan bazı emanetlerin kastedildiğini belirten İTÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Faruk Göncüoğlu, “Hz. İsa’ya ait bazı eşyaların ve çarmıha gerildiği haçın Çemberlitaş’ın altında olduğu, sadece Osmanlı kaynaklarında değil, daha eskiye ait ...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-8</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-8</guid>
<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 20:02:02 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>İnsandan büyük akrep</title>
<description><![CDATA[<P style="TEXT-ALIGN: center">İnsandan büyük akrep</P>
<P>Denizlerde ya da bataklıklarda yaşayan iki buçuk metrelik bir dev akrebin bir zamanlar yeryüzünde yaşadığı Almanya’da bulunan bir fosille kanıtlandı. Bu bulgu geçmişte kabuklu ve eklembacaklıların sanılandan çok daha büyük olduğunu da gösteriyor. Her şey İngiliz uzmanların Almanya’nın güneybatısında, Belçika sınırına yakın bir taş ocağında buldukları dev kıskaç fosiliyle başladı. 46 santimetre uzunluğundaki kıskaç normal bir akrep vücudundaki orana vurulduğunda sahibinin de 2,5 metre uzunluğunda olduğunu gösteriyordu. Bu yeni bulgu ise onlardan 100 milyon yıl kadar daha eski. Dolayısıyla, dev canlıların açıklaması olarak sunulan, atmosferdeki yüksek oksijen oranları, o dönemde söz konusu değildi.</P>]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-7</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-09-7</guid>
<pubDate>Tue, 09 Sep 2008 03:58:51 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>MEMLEKET</title>
<description><![CDATA[<STRONG><EM><SPAN style="FONT-SIZE: 24pt; COLOR: #ff0000; FONT-FAMILY: Comic Sans MS">Dörtnala gelip Uzak Asya'dan<BR>Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan<BR>bu memleket bizim.<BR><BR>Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak<BR>ve ipek bir halıya benziyen toprak,<BR>bu cehennem, bu cennet bizim.<BR><BR>Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,<BR>yok edin insanın insana kulluğunu,<BR>bu dâvet bizim...<BR><BR>Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür<BR>ve bir orman gibi kardeşçesine,<BR>bu hasret bizim...»&gt;</SPAN></EM></STRONG><!--fontc--><!--/fontc--><!--sizec--><!--/sizec--><!-- THE POST -->]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-06-6</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-09-06-6</guid>
<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 08:43:25 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>H.Z Mevlana</title>
<description><![CDATA[<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"><meta name="ProgId" content="Word.Document"><meta name="Generator" content="Microsoft Word 11"><meta name="Originator" content="Microsoft Word 11"><link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Ckayilmaz%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"><link rel="Edit-Time-Data" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5Ckayilmaz%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_editdata.mso"><!--[if !mso]>
<style>
v&#92;:* {behavior:url(#default#VML);}
o&#92;:* {behavior:url(#default#VML);}
w&#92;:* {behavior:url(#default#VML);}
.shape {behavior:url(#default#VML);}
</style>
<![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml>
 <w:WordDocument>
 <w:View>Normal</w:View>
 <w:Zoom>0</w:Zoom>
 <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone>
 <w:PunctuationKerning/>
 <w:ValidateAgainstSchemas/>
 <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid>
 <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent>
 <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlacehold...]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-08-02-2</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-08-02-2</guid>
<pubDate>Sat, 02 Aug 2008 05:47:55 GMT</pubDate>
</item>
<item>
<title>Animasyonlar</title>
<description><![CDATA[<a title="komik" target="_parent" href="http://www.askmasali.com/animasyonlar/noeldayi2.html">http://www.askmasali.com/animasyonlar/noeldayi2.html</a><br><br><a target="_parent" href="http://www.askmasali.com/animasyonlar/kadirinator.html">http://www.askmasali.com/animasyonlar/kadirinator.html</a><br><br><br><br>]]></description>

<link>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-07-03-1</link>
<dc:creator>mesudum</dc:creator>
<guid>http://mesudum.ucoz.com/blog/2008-07-03-1</guid>
<pubDate>Thu, 03 Jul 2008 18:05:31 GMT</pubDate>
</item>

</channel>
</rss>